Sultanahmet Gezilecek Yerler
29 Ocak 2017
İstanbul Keşfi (194 yazı)
0 yorum
BerbatKötüEh İşteÇok İyiMükemmel Oy Ver
Loading...
Paylaşın

Sultanahmet Gezilecek Yerler

Sultanahmet ve çevresinde mutlaka görmeniz gereken yerleri bir rota çerçevesinde aşağıda listeliyoruz, bu gezi bir günüzü alabilir o yüzden sabah erkende başlayıp sırayla gezmenizde yarar var 🙂

Gezi Rotamız

Sultanahmet meydanına en rahat Kabataş-Bağcılar tranvayını kullanarak Sultanahmet durağında inerek ulaşabilirsiniz bunun dışında Beyazıt a gelen otobüslerlede Beyazıt otobüs duraklarından Sultanahmet tarafına doğru yürüyerek ulaşabilirsiniz.

Geziye başlamadan önce mutlaka müze kart çıkartın, müzekartın geçerli olmadığı sadece Halı Müzesi ve Yerebatan Sarnıcı vardır. Müzekart ğrenci:20 Normal:40TL dir.

Sultanahmet tranvay durağına geldiğinizde.

Milyon Taşı

Sultanahmet tranvay durağının Gülhaneye doğru yaklaşık 200 metre ilerisinde olan bu sutun Bizans İmparatorluğu’nda Konstantinopolis şehrine ulaşan tüm Antik Roma yollarının başlangıç noktası ve dünya üzerindeki diğer şehirlerin bu şehre olan uzaklığının hesaplanmasında kullanılan sıfır noktasıdır. İtalya’da Roma şehrinde bulunan bir diğer anıt olan Milliarium Aureum ile aynı işlevi görmektedir. Bizans’ın yeniden inşaası ve başkent kimliğini kazanması esnasında yapılan birçok görkemli anıt gibi İmparator I. Konstantin tarafından 4. yüzyılda yerleştirildiği düşünülür.

Alman Çeşmesi

Sultan I. Ahmed Türbesi’nin karşısında yer alan Alman çeşmesi Alman İmparatoru II. Wilhelm’in Sultana ve İstanbul’a hediyesidir. Almanya’da yapılıp 1901’de İstanbul’daki yerine monte edilmiştir. Neo-Bizanten üslübunda bir çeşmedir; içerden altın mozaikle süslüdür.

Alman Çeşmesi, Türkiye’ye üç kez gelen İmparatorun 1898’de İstanbul’a ikinci kez gelişinin anısına ithaf edilmiştir. İlk gelişinde 1889 Osmanlı ordusuna Alman tüfeklerinin satışını sağlayan II. Wilhelm, ikinci İstanbul ziyaretinde Bağdat Demiryolu’nun Alman firmalarına verilmesi vaadini almıştı. Bu ziyaretin anısına Alman hükümeti tarafından yaptırılan çeşme, imparatorun bir deseninden yola çıkarak düzenlenmiştir.

Dikilitaş ve Hipodrom

Sultanahmet Meydanı İstanbul’un en önemli meydanlarından biridir. Bizans devrinde Hipodrom, Osmanlı döneminde At Meydanı olarak bilinen Roma sirki de Meydanın içerisindedir.

Theodosius Dikilitaşı, veya yalnızca Dikilitaş, Sultanahmet Meydanı’nın güney tarafında, Yılanlı Sütun’un yanında bulunan bir Antik Mısır dikilitaşıdır. MS 390 yılında Roma imparatoru I. Theodosius tarafından Mısır’dan getirilerek şimdiki yerine dikilmiştir.

Dikilitaş ilk olarak Mısır firavunu III. Tutmosis tarafından MÖ 15. yüzyılda yaptırılmış ve Karnak tapınağının yedinci pilonunun güneyine dikilmişti. Roma imparatoru II. Constantius MS 357 yılında dikilitaşı tahtta bulunuşunun 20. yılı onuruna Nil ırmağı üzerinden İskenderiye şehrine getirtti. Daha sonra, MS 390 yılında imparator I. Theodosius dikilitaşı gemi ile İstanbul’a getirterek Hipodrom’da şimdiki yerine diktirdi.[1]

Türk ve İslam Eserleri Müzesi (İbrahim Paşa Sarayı)

19. yüzyılın sonunda başlayan kuruluş çalışmaları 1913 yılında tamamlanmış ve müze, Mimar Sinan’ın en önemli yapılarından bir olan Süleymaniye Camii külliyesi içinde yer alan imaret binasında, 1914’te, “Evkaf-ı İslâmiye Müzesi” (İslâm Vakıfları Müzesi) adı ile ziyarete açılmıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra ise bugünkü adını almıştır. Uzun süre Süleymaniye Külliyesi’ndeki imaret binasında yer alan müze, 1983’te Sultanahmet Meydanı’nın batısında yer alan İbrahim Paşa Sarayı’na (16. yüzyıl) taşınmıştır.

İbrahim Paşa Sarayı, sultan sarayları dışında günümüze kadar gelebilen tek özel saraydır. Kemerler üzerine yükseltilmiş yapı üç taraftan ortadaki terası çevreler. Terastan müzenin ilk bölümüne merdivenlerle ulaşılır. Odalar ve salonlarda İslam dünyasının değişik ülkelerinde meydana getirilmiş nadir sanat eserleri sergilenmektedir. Taş ve pişmiş toprak, metal ve seramik objeler, ahşap işlemeler, cam eşyalar, el yazma kitaplar devirlerinin en kıymetli örnekleridir. Büyük salonların bulunduğu geniş camekanlı kısımda, 13-20 yüzyılların el işi Türk halılarının şaheser örnekleri sergilenir. 13. yüzyıl Selçuklu halıları ve sonraki asırlara ait diğer parçalar itina ile sergilenmiştir. Halı bölümünün alt katı son birkaç asrın Türk günlük yaşamı ve eserlerinin sergilendiği etnoğrafik bölümdür.

Giriş Ücreti :10TL (Müzekart Geçerli)

Sultanahmet Camii

Sultan Ahmet Camii, 1609-1617 yılları arasında Osmanlı Padişahı I. Ahmed tarafından İstanbul’daki tarihî yarımadada, Mimar Sedefkâr Mehmed Ağa’ya yaptırılmıştır. Cami mavi, yeşil ve beyaz renkli İznik çinileriyle bezendiği için ve yarım kubbeleri ve büyük kubbesinin içi de yine mavi ağırlıklı kalem işleri ile süslendiği için Avrupalılarca “Mavi Camii (Blue Mosque)” olarak adlandırılır. Ayasofya’nın 1935 yılında camiden müzeye dönüştürülmesiyle, İstanbul’un ana camii konumuna ulaşmıştır.

Aslında Sultanahmet Camii külliyesiyle birlikte, İstanbul’daki en büyük ekslerinden biridir. Bu külliye bir cami, medreseler, hünkar kasrı, arasta, dükkânlar, hamam, çeşme, sebiller, türbe, darüşşifa, sıbyan mektebi, imarethane ve kiralık odalardan oluşmaktadır. Bu yapıların bir kısmı günümüze ulaşamamıştır.

Ayasofya

Bizans İmparatoru I. Jüstinyen tarafından, 532-537 yılları arasında İstanbul’un tarihi yarımadasındaki eski şehir merkezine inşa ettirilmiş bazilika planlı bir patrik katedrali olup, 1453 yılında İstanbul’un Osmanlılar tarafından alınmasından sonra, Fatih Sultan Mehmet tarafından camiye dönüştürülmüştür. 1935 yılından beri ise müze olarak hizmet vermektedir.

Giriş Ücreti : 30TL (Müzekart Geçerli)

Yerebatan Sarnıcı

Yerebatan Sarnıcı İstanbul’daki en büyük kapalı sarnıçtır. Ayasofya binasının batısındaki küçük binadan girilir. Sütun ormanı görünümündeki mekanın tavanı tuğla örülü, çapraz tonozludur. Zamanında civardaki bir bazilikadan dolayı bu isimle anılmıştır.

Giriş Ücreti : 10TL (Müzekart Geçerli Değil)

III. Ahmet Çeşmesi

III. Ahmet Çeşmesi, İstanbul’da Topkapı Sarayı’nın giriş kapısı ile Ayasofya arasında Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın önerisiyle III. Ahmed tarafından Perayton isimli bir Bizans çeşmesinin yerine inşa ettirilen çeşmedir. Türk rokoko tarzının en güzel örneklerinden olan çeşmenin yapım tarihi 1728’dur. Mimar Ahmet Ağa tarafından yapılmıştır.

Halı Müzesi

Dünyanın en zengin halı koleksiyonlarından birine sahip olan Vakıflar Halı Müzesi Koleksiyonu’nda; eski bir İslam geleneğiyle, cami ve mescitlere bağışlanan tarihi ve sanatsal değere sahip halılar yer alır. Halı ve kilim bağışları, vakfeden ya da ölen kişinin sevap kazanması için yapılan dini amaçlı bağışlardır.

Giriş Ücreti : 10TL (Müzekart Geçerli Değil)

Sogukçeşme Sokak

Soğukçeşme Sokağı Topkapı Sarayı girişinin solunda Ayasofya ile Topkapı Sarayı arasında yer alan, üzerinde tarihsel evlerin bulunduğu küçük bir sokaktır.

Aya İrini Kilisesi

İstanbul’da bulunan, camiye çevrilmemiş en büyük Bizans kilisesidir. Eski kaynaklara göre, burada bulunan Roma döneminden kalma Artemis, Afrodit ve Apollon mabetlerinin kalıntılarından yararlanılarak, 4. yüzyılın başlarında I. Konstantin (324-337) zamanında yapıldı. Ayasofya’yla aynı avlu duvarı içinde bulunan Aya İrini, 532’deki Nika Ayaklanması sırasında yanındaki Sempson Zenon’la birlikte yanmıştır.

İmparator Jüstinianos Ayasofya’nın yanı sıra Aya İrini’yi de yeniden yaptırmıştır. 532’de yapımına başlanmışsa da bitiş tarihi kesin olarak bilinmemektedir. 8. ve 9. yüzyıllarda yaşanan şiddetli depremler binada önemli hasarlara neden olmuştur. Bizanslıların patrikhane şapeli diye niteledikleri Aya İrini, İstanbul’un fethinden sonra Topkapı Sarayı’nı çevreleyen Sur-ı Sultani içersinde kalmış, bu yüzden camiye çevrilmediği için önemli bir mimari değişiklik olmamıştır. Önce iç cephane, sonra da Harbiye Nezareti’nin silah ambarı olarak kullanılmıştır.

Giriş Ücreti : 25TL (Müze Kart Geçerli Değil)

Topkapı Sarayı

Topkapı Sarayı Fatih Sultan Mehmed tarafından 1478’de yaptırılmış, Abdülmecit’in Dolmabahçe Sarayı’nı yaptırmasına kadar yaklaşık 380 sene boyunca devletin idare merkezi ve Osmanlı padişahlarının resmi ikametgahı olmuştur. Kuruluş yıllarında yaklaşık 70.000 m.² lik bir alanda yer alan sarayın bugünkü alanı 80.000 m² dir.

Giriş Ücreti : 30TL (Müzekart Geçerli)  Harem Bölümü Giriş Ücreti : 25TL (Müzekart Geçmez)

Arkeoloji Müzesi ve Çinili Köşk

İstanbul Arkeoloji Müzesi, çeşitli kültürlere ait bir milyonu aşkın eserle, dünyanın en büyük müzeleri arasındadır. Türkiye’nin müze olarak inşa edilen en eski binasıdır. 19. yüzyılın sonlarında ressam ve müzeci Osman Hamdi Bey tarafından İmparatorluk Müzesi olarak kurulmuştur ve 13 Haziran 1891 tarihinde ziyarete açılmıştır.

  • Arkeoloji Müzesi (ana bina)
  • Eski Şark Eserleri Müzesi
  • Çinili Köşk müzesi

Bu üç ana binadan oluşmaktadır.

Giriş Ücreti : 15TL (Müzekart Geçerli)

Gülhane Parkı

Gülhane Parkı, Osmanlı İmparatorluğu döneminde Topkapı Sarayı’nın dış bahçesiydi ve içinde bir koru ve gül bahçelerini barındırırdı. Türk tarihinde demokratikleşmenin ilk somut adımı olan Tanzimat Fermanı, 3 Kasım 1839’da Abdülmecit döneminde Hariciye Nazırı Mustafa Reşit Paşa tarafından Gülhane Parkı’nda okunmuştur ve bu nedenle Gülhane Hatt-ı Hümayunu da denir.

İstanbul şehremini operatör Cemil Paşa (Topuzlu) zamanında düzenlenerek 1912 yılında park haline getirildi ve halka açıldı. Toplam alanı 163 dönüm kadardır.

Gotlar Sutunu

Topkapı Sarayı dış bahçesinde, Gülhane Parkı Sarayburnu girişinde bulunan ve Roma devrinden günümüze hiç değişikliğe uğramadan gelen en eski abidedir. Etrafını saran yüksek ağaçlar arasına saklanmış gibi durmaktadır.

Alay Köşkü – Ahmet Hamdi Tanpınar Müzesi

Alay Köşkü, Topkapı Sarayı’nın dış suru üzerinde, gülhane parkı içerisinde padişahların geçit yapan alayları seyretmesi için yaptırılan köşktür.

Alay Köşkünün bulunduğu yerde 16. yüzyılda ahşap bir köşk bulunuyordu. Köşkün bugünkü binası II. Mahmud tarafından yaptırıldı. Gülhane Parkı’nın içinden geniş bir rampa ile çıkılan köşk yuvarlak bir hünkar salonu ile hizmet binalarından oluşur. 1938’de Topkapı Sarayı Müdürlüğüne bağlanan köşk daha sonra önemli bir tamirden geçti. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Müze Kütüphanesi olarak yeniden düzenlenerek 12 Kasım 2011 tarihinde hizmete açılmıştır. İçerisinde yazarların eşyalarının yanısıra büyük bir kütüphanedir.

Giriş Ücretsizdir.

 

Sultanahmet gezimizi burada bitiriyoruz.


Yorumlar

Henüz yorum yok! İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yorum Yazın

Only registered users can comment.